Bilimsel Tiyatro Atölyesi

27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü Bildirisi

2004

İyi akşamlar efendim... Bugün 27 Mart. Tiyatro bayramı... Hepimize kutlu olsun. Bu yıl ikincisini okuduğumuz ve bir geleneğe oturtmak istediğimiz BTA 27 Mart 2004 bildirisini okumanın heyecanı ve gururu var üzerimizde. Benim sesimle size ulaşan bu bildiri BTA' nın kurucusu , daimi öğretmeni ve kuramcısı Hayrettin FİLİZ' den tüm BTA ailesine ; oradan da yüreğinde sanatla gelen hoşgörüyü ve barışı duyan herkese ulaşır umarım.

Günümüz Türkiye'sindeki tiyatro sanatı tarihimizin en karanlık çağını yaşamaktadır ne yazık ki. Binlerce gencin çabuk şöhret ve bol para hayalleriyle BBG evlerinden, popsatara, biz evleniyoruz' dan şansa dansa' ya koştuğu şu günlerde , mahalle arasında ve 16 ayda 12000 izleyicinin tükettiği ve sadece 85 m2' lik bir oda tiyatrosuyla nitelikli eserler vermeye çabalıyoruz. Asla yılgın değiliz. Asla hayıflanmıyoruz. Biz, birçoğunun rüyasında bile göremeyeceği bir mucizeyi başarmaya koşuyoruz. Amatör tiyatroları sokağa indirmeye, “her yer tiyatrodur” mesajını gerçek kılmaya koşuyoruz. Ardımızda sayısı 6 bine ulaşan öğrencilerimizden başka güvencemiz yokken üstelik.

BTA' nın çocukları popstarı da bilirler, Orhan Veli'yi de... Basiretsiz eğitim politikalarının çaresizliğini de bilirler o kısırlaşmış eğitim sisteminde düşünmenin ve üretmenin hazzını da...Saygıyı öğrenirler, sorumlu olmayı ve bugün en çok ihtiyacımız olan güvenmeyi...

Evet, merkez çıkışımız çocuk tiyatrosu uzmanlığıdır. Ancak BTA yönetmenlerinden ve yürütme kurulu üyemiz, sevgili Sevil öğretmenimizin nitelediği gibi , “sevimli tavşan, yaramaz aslan” türünden çocuk oyunları değildir yapmak istediğimiz. Biz çocukların dünyayı değiştirebilme gücüne sahip olduklarına inanıyoruz. Bize kızgınlık duyanlar , en az bizi destekleyenler kadar çoktur, biliyoruz. Ama direk soruyoruz sorumuzu. Ülkemizin geri kalmışlığında sanata gerekli ilgiyi göstermeyişimiz , destek olmayışımız, sanatı yeterinde tüketmeyişimizin de payı yok mudur sizce de?... Tarihsel sorumluluk hepimizin. Ahlaki ve kültürel yozlaşmanın tırmandığı şu günlerde , yaptığımız işin önemini bir kez daha taa yüreğimizde hissedip ; ellerimizi toprağa sıkıca basıyoruz. Bizimle olun, Türk Tiyatrosunun rantiyenin oyuncağı olmasını engellemek içi, ulusal tiyatro sanatımızın gelişmesi için, çocuklarımızın daha iyi bir Türkçe'yle konuşması için, ilerleyen aydınlığa ortak olmak için... Bizimle olun...

Bu yıl Dünya Tiyatrolar Günü bildirisini mısırlı kadın oyun yazarı Fathia el Assal kaleme almış. Assal bildirisinde diyor ki;”... Tiyatronun, insanoğlunun yolunu aydınlatan bir ışık olduğuna inanıyorum. .. Tiyatro değişimin umududur.” Biz de katılıyoruz. BTA' nın tiyatrosu en çok umuda yakındır.

Ancak ülkemizde birçok insan tarafından otorite olarak kabul edilen Devlet Tiyatrosu' nun bu yılki repertuarına baktığımızda, içimiz burkuluyor. Sadece daha fazla seyirci çekmek için sahnelenen popülist oyunlar,ekonomik korunum için önceki senelerin “tekrar” oyunları... Elbette ki önceki sezon oynanan bir oyunun beğenilmesi ve tekrar oynanması kötü bir şey değildir. Ancak oyunun çağını karşılamaktan uzak ve tekrarlanma nedeni oyunu ucuza maletmek ve emek tembelliği olunca, duygularımız ne yazık ki masumiyetini kaybediyor. Bir de akademik eğitim almış ehliyetli sanat adamlarının, memur olarak görmek , öyle bir cendereye sıkıştırma çabası içimizi acıtıyor. Tüm bunların üstüne bir bir perde kapatan özel tiyatroların sanatsal duruşları ve seçimlerinde popülist davranmaları da eklenince sahneler, toplumsal terbiyenin yeşerdiği buluşma noktaları olma özelliklerini kaybedip ; kültürel yozlaşma tuzağının içine çekiliyorlar. Bu tarihsel utanç çağından sıyrılıp , gerçek sanat ışığına ulaşmanım tek yolu üstümüze serpilen ölü toprağından sıyrılıp , boşvermiş tavrımızdan kurtulmaktır. Ülke sanatımız ilgisiz kaldıkça çöküşümüzden kurtuluş yoktur. Tiyatro tüketicisi tiyatro izlemeyi bir şereflendirme ya da hatır için yaptığı sürece , ülke sanatının toplumsal değiştirme gücüne ulaşması beklenmemelidir. Yani başka bir deyişle eğitim sisteminin düzelmesi , sağlık ya da hukukta insani reformlar, ilişkilerde güven ortamı ya da ekonomik ferahlık düşlenmemelidir. Biz BTA olarak Türk Seyircisini seçici olmaya davet ediyoruz... Tepki vermeye... Eleştirmeye ve herşeye hemencecik razı olmamaya. Biz, içindeki yapma isteğini ve enerjilerini sizinle paylaşmaya hazır BTA' lılar olarak burada siz, yüksek hoşgörünüz ve üretime destek veren anlayışınızla oradayken... Uzattığımız elimizi tutun. BTA' nın çocukları, yarının soylu Türk tiyatrosunun yazarı, oyuncusu ya da tasarımcısı olmak üzere buradalar. Çünkü BTA' mız Türk tiyatrosunun hakettiği yere gelmesi için ; iki büklüm eğilerek , ışığı alnının ortasında duyacak çocuklarımızın basarak yükseleceği bir basamak olmaktan ötesini düşlememektedir.

Son sözümüzü söyleyelim ve “Orhan Veli” oyunumuzun ilk gösterimine geçelim. Sözümüz sözdür. Amatör ruhlarımızın ateşi hiç sönmeyecek. Geçen yıl olduğu gibi yine heyecanla yine gururla diyoruz ki ; yüzünüz çarpıksa aynaya kızmayın. Tiyatro bir aynadır. İçinde tarih ve gelecek yanyanadır. Yaşasın ülkemiz koşullarında boyun eğmeden tiyatro üretenler... Yaşasın amatör coşkumuz... Yaşasın BTA.

Tüm BTA' lılar adına Emre İpor