Bilimsel Tiyatro Atölyesi

27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü Bildirisi

2005

Merhaba … Bugün 27 Mart 2005. Dünya Tiyatro Günü hepimize kutlu olsun. BTA için gelenek haline getirmeye çalıştığımız 27 Mart Dünya Tiyatro Günü Bildirisi'nin üçüncüsünü sizlerle paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

Heyecanlıyız, çünkü biz BTA'lılar okuyup araştırarak biriktirdiklerimizi sizlerle paylaşmak istiyoruz. Bilginin gücüne ve yol gösteren ışığına inanıyoruz. Her geçen gün biraz daha kirlenen dünyamızın kararan yüzünden, tiyatro yaparak korunmaya, arınmaya çalışıyoruz. Çünkü inandığımız tiyatro en çok öğrenmeyi öğretir bize. Merak etmeyi, soru sormayı ve yapılanı aşkla yapmayı … yani insanı ararız BTA'mızda.

Evet, haklısınız her şey yolunda gitmiyor dünyada ve ülkemizde. Daha ilk okuldan itibaren iyi okullarda okuyabilme kaygısıyla büyük ve kanlı bir yarışın içine itiliyoruz. Çoğumuz piramidin en üstündeki şanslı kesimden biri olma hayaline adıyoruz kendimizi. Hep birilerini geride bırakmak zorundayız. (OKS, ÖSS, KPDS, KPSS)

Acımasız olmak zorundayız; en çok da kendimize. İyi okullarda eğitim öğretim görmemizde işsiz kalma ihtimalimizi yok etmiyor. Sonra gelsin umut kapısı milyar veren yarışma programları, köşeyi dönme düşlerimizi körükleyen çekilişler, realty şovlar vs. vs … Çocuk olmayı hatırlamak ve çocuk kalmak için BTA'dayız.

Fakat sızlanmak çözüm değil. Meydanı boş bırakmak hiç doğru değil. Umutsuz değiliz. Beğenmediğimiz, eleştirdiğimiz her şeyin yerine koyabileceğimiz projelerimiz, önerilerimiz var.

Onlar en büyük silahları televizyonla, ucuz ve zavallı kahramanlar çıkaracaklar karşınıza. Biz; oyunlarımızda Samed Behrengi'yi, Edison'u, Mevlana'yı, Orhan Veli'yi tanıtacağız çocuklara. Onlar; saç saça baş başa, bol kavgalı evlilik programlarıyla reytingleri alt üst ederken, bizler size ulusal kültürümüzden, evrensel kültürden örnekler soracağız. Direnen insanların öykülerini anlatacağız oyunlarımızda. İnanıyoruz ki, herkes işini iyi yaparsa çok şey değişebilir. Sokak arasında çocuk tiyatrosu yapmak ve daha çok insana, daha çok çocuğa ulaşmamızı sağlayacak BTA Kültür Merkezi düşünü sıcak tutmak …

Eskiden parkeci dükkanı olan bu yerde, şimdi koltukları Aliağa'da sökülen eski bir yolcu gemisinden satın alınan, sahne ışık ve ses düzenini BTA felsefesine inanan insanların el birliğiyle yaptığı bir oda tiyatrosu var. Sizleri kapıda karşılıyor ve yine kapıya kadar uğurluyoruz. Evimize gelen konuklar gibi …

Gururluyuz. Çünkü sizler, özenle hazırlanıp, çocuklarınızın ellerinden tutarak ve ekranlardaki bir sürü tuzağa sırtınızı dönerek, BTA'ya tiyatro izlemeye geliyorsunuz. Ve biz, bir avuç tiyatro sevdalısının alın teriyle oluşturduğumuz BTA'mızda, 51 kişi 51 kişi çoğalarak binlere, on binlere ulaşıyoruz.

İmkanların darlığından sızlanmak yerine daha iyisine ulaşabilmek için çok çalışmak daha doğru geliyor bize. Türkiye çocuk tiyatrosunda tarihi değiştirmeye kararlıyız.

BTA yozlaşmanın her alana yayıldığı şu günlerde, tarihi sorumluluğunun farkında, çocuk tiyatrosunun ne denli ciddi, ne denli tehlikeli ve bir o kadar da önemli bir iş olduğunun bilincindedir. Tiyatroyu seviyoruz. Üretimin bir parçası olmayı seviyoruz. Ve insan üretmenin keyfini ancak üretimin içinde olduğunda duyabilir. İçinde olduğunuz BTA'mızın her köşesinde parmak izlerimiz vardır: Alın terimizin … sızlanmadan, yorulmadan, vazgeçmeden … devam edeceğiz.

Şimdi sizleri “Allahın Belası Bir Adam:Moliere” adlı oyunumuzun ilk gösterimiyle baş başa bırakıyoruz. Geriye çekilip bakıyoruz da, Moliere'den bu yana 300 seneyi aşkın bir zaman geçmiş olmasına rağmen, hikaye aynı hikaye sanki.

Yaşasın tiyatro! … Yaşasın BTA! …

BTA Ailesi adına; Uğur Uzunel