Bilimsel Tiyatro Atölyesi

27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü Bildirisi

2007

Hoş geldiniz. 27 Mart tiyatro bayramı, hepinize şans ve umut getirsin.

Tiyatroyu seviyoruz. Hem hayata benzediği için, hem benzemediği için... Gerçek olanla düş olanın arasında kaldığımız için, doğru ile yalanı birbirine karıştırdığımız için seviyoruz. Çünkü tiyatro hem hayatın ta kendisi, hem de sanatçının kurmacasıdır. Ne demiş Özdemir Asaf; “yaşam der ki, gönlünü dinle yürü. Toplum der ki, aklını dinle dur”. Biz yaşamdan yanayız .

Tiyatroda gerçeklerle yüzleşir, zorluklara katlanmasını öğreniriz. Aynı zamanda onlara kafa tutmayı, onları değiştirmeyi de. Tıpkı hayattaki gibi... Zurna çalanın karşısında limon yenir mi? Biz yeriz. Yüzü ekşiyorsa, suç limon yiyen de değil, aletini iyi üflemeyen zurnacıdadır. Bu yüzden bizi 85 metrekareye mahkum edenlere çok kızgınız. Onlarda bu yüzden bizden hoşlanmazlar ya... Çünkü biz çok iyi biliyoruz ki; gemisini batıran bu sersemler takımı, sandalını aramayı akıl bile edemez ki! Bu yüzden ellerimizle yaptığımız salımızı seviyoruz. BTA'mızı çok önemsiyoruz yani.

Yaptığımız tiyatro, bize tarifsiz bir özgürlük duygusu veriyor. Özgürlük de şansı yanında getiriyor. Çünkü şans, sadece hazır olan kafalara ve inanmış yüreklere yardım eder. Sahneye çıktığımızda bir bakarız bilmezlikler içinde yitip gitmişiz, bir bakarız ölüme bile tepeden bakma bilgeliğine erişmişiz. Çünkü biz böcek değiliz. İnanmış çocuklarız. Bu yüzden mekanımızın küçük olmasından gocunmuyoruz. Sesimizin sağır kitlelerden çok, duyan bir avuç kulağa ulaşmasını başarı sayıyoruz. O bir avuç inanmış BTA'lının, sağır kitleleri parça parça sahnemize taşıyacağına inanıyoruz. Yani sizlere güveniyoruz. Çünkü biliyoruz ki böcek gibi yaşayanlar ezilmeyi göze almışlardır. Biz böcek değiliz. Mücadelemizin geçmişi alın terimizle ölçüleceği gibi, geleceğinde de tek güvencemiz dökeceğimiz terlerdir. Yani sevgili BTA dostları, içiniz ferah olsun, odunumuzu kendimiz kesiyoruz. Bu yüzden iki kere ısınıyor genç ruhlarımız. İnanıyoruz ki; büyük şeylerin hayaliyle yaşayanlar, hiç değilse küçük şeyleri yapabilirler. Eğer korkaklarda cesaret olsaydı, herkes tarihe kahraman olarak geçerdi. Biz bu kuşku çağında gerçek kahramanlara yakışır bir cesaretle sahneye çıkıyoruz. Bu uğurda Moliere gibi sahnede ölmek istiyoruz. Çünkü ancak gerçekten yaşayanların ölümü hak ettiğine inanıyoruz ve yine biz deliler gibi inanıyoruz ki; sahnemizde çocuklar gibi... hiçbir şeyde her şeyi bulacağız. Çünkü tiyatroda oyunla gerçek örtüşür. Hayat nerede biter, oyun nerede başlar bilinmez olur. Ne var ki bu bir karmaşa değil, bir çoğulluktur. Birlikteliğin tanrısal çoğulluğu ...

Tiyatromuza hoş geldiniz. Bu sahnede güvendesiniz. Sizi kendi günahlarınızdan bile koruyan çocuk yüzlerimiz var. Masumiyet var sahnemizde. Bazen sizi inciten sesler çıkarsak da, bize kızmayın. Havlamasını bilmeyen köpek , sürüye kurt getirir. Bize güvenin, güvenin ki, cesaretimiz çocuklarınıza model olsun. Çünkü cesaret edemeyenin umudu da yoktur.

Çağımızın en hazin fotoğraflarından biri, zorbaların öpüşüp barıştığı ve korku günlerinin başladığı fotoğraftır. Bu fotoğrafın karşısında ya korkup kaçarsınız ya gelene karşı ruhunuzu tutuşturup, ışığıyla dostlarınızı aydınlatırsınız. Işığımızın parlaması için bizi sevin. Uçurtmalar rüzgar kuvvetiyle değil, o kuvvete karşı uçtukları için yükselmezler mi?

Yani dostlar sahnemizde biz, akı karadan ayırmayı öğreniyoruz. Neyin eylem, neyin çalım olduğunu anlıyoruz... Ayının dişini görmeyen, başını kabak sanırmış. Uyanın! Lütfen uyanın! Türk Tiyatrosu hıçkıra hıçkıra ağlamaktadır. Çocuklarınız sanatsız bırakılarak, esir alınmaktadır. Bizler, BTAlı'lar kendimizi oyun kişilerine bölüp çoğaltmaktayız. Burada, sahnemizde ufkumuz genişliyor, duygularımız keskinleşiyor, beğenimiz inceliyor. Yaşamdan daha çok tat alıyoruz. Bizi hoş görün. Eski bir Çin atasözü ne der? Dünyada kusursuz iki insan vardır: biri ölmüştür, diğeriyse henüz doğmamıştır... Bizi hoş görün .

Az sonra, BTA, ulusal tarihimize karşı didaktik sorumluluğu gereği tartışmalı bir dönemi sahneye taşımaya çalışacak. ”Kara Zıpkalılar Tragedyası” adıyla sunulacak oyunumuzda ; Mustafa Kemal ve onun ilk koruması olan Topal Osman'ın hikayesini izleyeceksiniz .

Tiyatromuza hoş geldiniz. Tanrı sizi bağnazlıktan ve tüm önyargılardan korusun .

Yaşasın tiyatro! Yaşasın BTA'mız!

Tüm BTA'lılar adına HAYRETTİN FİLİZ

27 MART 2007