BTA 17 NİSAN ENSTİTÜ BAYRAMI BİLDİRİSİ

(17 NİSAN 2007 – 3. BİLDİRİ)

Bir 17 Nisan'ı daha gördük, şükür. Gururumuz Enstitülerin 67. Kuruluş yıldönümü kutlu olsun.

17 Nisan 1940'ta Köy Enstitüleri Yasası, meclisin 426 üyesinden 278'inin oylarıyla kabul edilmişti. Çekimser yoktu ama meclise üyelerden 148'i gelmemiş, oy vermemişti. Gelmeyenler arasında Adnan Menderes, Celal Bayar, Fuat Köprülü, Yahya Kemal Beyatlı gibi meşhur kişiler vardı. Sonra Emin Sazak, Abidin Fotuoğlu gibi toprak zengini milletvekilleri de ... Bu kişilerin amacı çalışmaları süren ve 1945'te yürürlüğe girecek “çiftçiyi topraklandırma kanunu”na karşı oluşları; kurulan enstitülerin de bu projeyi ateşleyeceği korkusuydu. Yani biricik eğitim gururumuz Enstitüler, aslında kurulmadan karanlık hesapları olan kafalarda kapatılmıştı bile. Bir avuç yüreği bedenine sığmayan delikanlının göz yaşartan mücadelesidir aslında bu Enstitü denen basit hikaye. Onlara inat, hikaye sürmektedir, sürecektir ...

Ne diyordu 1943'te Eskişehir milletvekili Fotuoğlu: “Bunlar yetiştikleri zaman bizim kafamızı keserler”. Ötede Menderes, çiftçiyi topraklandırma kanunu tasarı olarak meclise geldiğinde: “Halt etmişler. Kimin toprağını kime veriyorlar” demiyor muydu? Onlar gölgelerinden bile tedirgin, on parmaklarında on kara lekeyle gezerken ortada 21 bin çocuk Tonguç'un, Yücel'in adını aşkla anıyordu. Hala anıyoruz. Çünkü o çocuklar kendilerine ve mübarek toprağa saygı duymayı öğreniyordular enstitülerde. Çünkü o çocuklar çalışmaktan korkmamayı, dostu yalnız bırakmamayı, bir ucundan tutmayı erdem sayıyordular. Çünkü o çocuklar için;

 

“Topraktı, güneşti bildikleri yasa

Ekmeğe ve aşka inanıyordular

Doğu dağlarında çoban

Kıyılarda balıkçı, işçi

Çukurova'da pamuk

Bozkırda başaktılar.

Bin yıldır kurumuyordu sırtlarının teri.

Hacet kapılarında bin yıldır ırgattılar

Bir avuç bulgurdu tarih ve cumhuriyet

Kıtlıkta yardım buğdayı insan hakları

Neydi bu açlık, bu karanlık

Her çağda neden gürültüye gidiyordu elleri,

Anlamıyordular.

Uyandı derinlerde bekleyen tohum

Bir sabah doğruldular

En önde dağların yalnızlığı

Hüznü mağraların

Ardında yalnayak, gömleksiz köyler

Gurbet acıları, yanan ormanlar

Kavrulmuş tarlaları kurak yılların

...

Yürüyüşe başladılar.

Gözlerinde büyük karar

Kim durdurabilir denizi

Yaklaşan ayak seslerinden belli

Çoğala çoğala geliyorlar.”

O çocuklardan biri olan Başaran'ın sesiyle çoğalan şiirler yazıldı çorak toprağa, ıssız dağlara, bulanık sulara. Aydınlandı toprak, dağ, su ... Korkuyla irkildi çakallar meclisi: “Bu da nesi?”. Kısıldı yeminlerle, dualarla enstitüyü kurduran CHP'nin sesi. Çünkü partiye militan katmak için kurdurdukları enstitülü, partilerin ötesinde sessiz bir yürüyüşe başlamıştı :

 

“Yirmi bin elim kalem, kırk bin elim taş

Uğruna feda edeceğim, kuru bir baş

Bağışladım kendimi Anadolu'ya”

Duyuyor musunuz? ... Duyuyor musunuz, enstitüye inananlar, ona hep inananlar, onun ışığında yıkanan küçük serçe kuşları ve her tuğlasında çocuğunun teri olan binalar; yemişinden toprağı kıskandıran ağaçlar, hep 17 Nisan'da duygulu bir şarkıyı fısıldamaktalar. Bugün susmalı ve o şarkıyı duymalı ... O şarkı elimizden alınmaya çalışılan bir coşkuya sahip çıkmayı anlatmaktadır. O şarkıyı duymalı.

 

“Ben mutlu bir yapıyım

Bir kat, üç kat, beş kat

Vurdular temelime ilk kazmayı

Yüzlerce Fatma, binlerce Ali ve bir o kadar da Memet

Kurdular beni bu sıtma, bu trahom, bu verem yurduna diye

Bütün sinekler, bitler, keneler ve tekmil sülükler

17 Nisan sabahında çekip gittiler”

Şimdi 2007 yılında, şuncağız BTA'da bir avuç çocuğuz. O şarkıyı duyan bir avuç delikanlı ışık yolcusuyuz. Bu yeri sarsan sessiz yürüyüşe en derinden inanıyoruz. Ve sesimiz onların sesine karışsın istiyoruz.

 

“Sanma ki seni bir dağ başında yapayalnız unuttum

Sancılar içinde kıvranan

Ve bir volkan gibi yıllarca yanan yüreğimde

Seni sımsıcak uyuttum”

Köy Enstitüleri'nin 67. kuruluş yıldönümü kutlu olsun.

 

Tüm BTA Ailesi adına; Hayrettin Filiz