Devam… Devam
11. Yazı - 05.04.2008
Çok heyecanlı çok… Aksiyonu bol filmlerden nefret eden ben bile “ne olur bitmesin”, “acaba yarın ne olacak?” heyecanı içinde ağzımdan salyalarımı dökerek izliyorum ülkece oynadığımız bu senaryoyu… Şimdi tam da bu aralar bir de asker girse işin içine reyting makinesi ne patlar ama? Ana haberler, Kurtlar Vadisi’ni bile geçer. (Acaba biz de bu aralar BTA TV’yi mi kursak?) Haber kanalı yaparız, benim “anchorman”lıkta falan gözüm yok. Hafta sonu haberlerini bile sunsam yeter. O da olmazsa Allah’ın unuttuğu bir yerlerden bildiren bir muhabirliğe bile razı olabilirim.
Her neyse bu günlerde herkes bir şeyler yazıyor, eh benim de elim kalem tuttuğuna göre ben de yazarım dedim ve işte yazıyorum. Gerçi benim yazılar BTA denetiminden geçmediği için yayınlanmıyor ama olsun. Benim yazılarımı nedense sert buluyorlar ama diyorum ki taş sert olmasa köpek korkar mıydı?
Tamam, konuya girelim güzel yurdumun solcu, milliyetçi, laik, Atatürkçü ahalisi, ha gayret! Biraz daha zorlarsak otuz yıl sonrası muhafazakâr kesiminin Deniz Gezmiş’ini yaratmak üzereyiz.
Çünkü bunların hikâyesi de gayet masum başladı. Diyorlar ki; “Canım adam sadece şiir okudu diye hapse atılır mı? Laikler yanlış anladı.” Tabii canım kesin öyledir. ”Zaten o dönem gençleri de denizde taş sektiriyordu, ne bilsinler oradan 6.Filonun geçtiğini. Askerler bizi yanlış anladı.” diyelim biz de.
Çok sayın Atatürkçü, laik, devrimci, komünist, faşist milleti şimdi küçük bir değişiklik yapalım. Ama bana kızmadan önce masalımı bir dinleyin. Ben size yakınım hatta sizin gibi düşünüyorum sadece izlediğiniz veya izlediğimiz yolu beğenmiyorum.
Şimdi gelelim değişikliğe, Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül ve Bülent Arınç bugün ki düşünceleriyle Deniz Gezmiş’ lerin döneminde idam edilselerdi, şu anda siz Tayyipçi olup Deniz Gezmişlere küfrediyor olacaktınız. Neden mi? Çünkü sizin onunla bununla işiniz yok ki, siz sadece muhalifsiniz. Her konuda çoğunluğa karşı olma hastasısınız çünkü muhalif olmak, şikâyet etmek, her daim azınlıkta olmak sizi ilginç kılar. Popülariteniz artar, dikkat çekersiniz. Çünkü çoğunlukta olursanız, kimse size dönüp bakmaz, ilgilenmez, bu da sizin ilkel egonuzun yıkımı olur.
Neden bu ukalalığa büründüm, neden size saldırdım değil mi? Söyleyeyim, çünkü siz Atatürk olmak yerine Atatürkçü olmayı, Deniz Gezmiş olmak yerine Deniz Gezmişçi olmayı tercih edersiniz. Oportünistsiniz, orta yolcusunuz yani. Ayağınızda “converse”, kıçınızda “levi’s” facebook tan devrim naraları atar, kendi çıkarınız olan bir mitinge bile korkudan gidemezsiniz. Sadece şikâyet eden yaşlı dul kadınlar gibi olduğunuzdan, hiçbir çözüm öneriniz olmadığından da böyle iğrenç bir şekilde yönetilmeye mahkûm olursunuz. Açık sözlülüğümü hoşgörün lütfen. Patlamak üzereyim ve sadece içimi açıyorum kızmayın bana.
Ha gayret sayın millet, devam, aynen devam. Şimdinin gericisi otuz yıl sonrasının Deniz gezmişini yaratmak üzeresiniz. Çünkü siz de şu anda o dönem Deniz Gezmişlere davranıldığı gibi davranıyorsunuz. Artık ilgilenmeyin ya da ilgilenmiyormuş gibi yapın, şu Arap sevdalılarına. Duyarlı halk, zaten onları anlayıp alaşağı edecektir. O yüzden şikâyet edeceğinize halkı bilinçlendirin. Okuyun, yazın, konuşun… Dürüst olun, dürüst. Kendinize, çevrenize. Ama bunu yaparken de çocuk azarlar gibi değil, onlardan biri olduğunuzu belli ederek yapın yapacağınızı.
Yine söylüyorum bana kızmayın, ben de size yakınım. O yüzden çuvaldız değil inşaat demiri saplıyorum kendime. Eğer o adamı şiir okudu diye hapse atmayıp, peçete ile istek yazıp gönderseydik, bu insanlar çoktan silinip gitmiş olacaktı siyaset sahnesinden. Şunu hala anlayamadık mı? Bu halk mazlumu ya da mazlummuş gibi yapanı pek sever. Ama onlara da mazlum edebiyatı yapıyorlar diye kızmayın. ÇÜNKÜ KOSKOCA ORDUNUN BİLE BOYNUNU BÜKEMEDİĞİ DENİZ GEZMİŞ’i de siz içi boşaltılmış tuhaf dizilerle, her sayfası duygu sömürüsü olan mazlum edebiyatıyla mazlum bir devrimci yapmadınız mı, iki damla gözyaşıyla koskoca yüreğin boynunu bükmediniz mi?
Çok mu sert oldu? Sert olsun. Artık kulak memesi kıvamında politikalarla çürütülmek değil, sanatın; her daim gözünün yağını yediğim sanatın üreticiliğinde uyanacağımız sabahları görmek için… SERT OLSUN.
SUAT İNAL