Atam İZİNdeyiz 13. Yazı - 29.10.2008
İZİNdeyiz Atam. İZİNde ve “yaymış durumda”yız. Silah arkadaşlarınla birlikte var ettiğin ülken haraç mezat satılıyor Atam. Amerika denilen korku imparatorluğunun yamağı olduk. Onlardan izinsiz çişe bile gidemiyoruz neredeyse. Doğacak çocuklarımız bile borçlu doğuyor artık. Okulların sayısı camilerin sayısının yarısı kadar bile değil.Ülkenin değerlerini, güzellik yarışmalarında ya da “Acun’un kutularını hissederek” koruyoruz artık. Toplumsal cinnetin içinde kaybolduk.
Çok çalışıyoruz Atam. Üç günde bir İZİNdeyiz Atam. Tüketimimiz bir hayli fazla; üretimimiz… zaten yoktu ki. “Muasır medeniyetler seviyesi” dediğin yerden teğet şeklinde bile geçemiyoruz. Ama olsun, şükür ki sitkomlar var, feysbuklar var. Şükür ki hayatımızda AKePe var. Dimdik ayaktayız Atam, dimdik ayakta ama sinirden.
Yalancıyız Atam. İnancımızı kaybetmişiz; en yakın bulduğumuz arkadaşımıza bile bir sır verirken on defa düşünmek zorunda hissediyoruz. “Şu çılgın Türkler”in tarihi senin zamanında onurlu bir yükseliş gösterirken şimdi o onurun ne anlama geldiğini hatırlamak için sözlük karıştırıyoruz. Oturuyoruz Atam. Öylece düşünmeden, görmeden, anlamadan oturuyoruz. Kimsenin parmağını kıpırdattığı yok. Güneş her gün doğuyor ama güneş gibi aydınlık insanlar neden eskilerden bir şarkı sözü gibi artık? Dilimiz bayrağımızdır diyoruz Atam. Ah Atam ah! Gel de şimdi ki internet çocuklarının diline bir bak! Acaba sen şimdi gelebilsen dünyaya, şöyle bir çıksan sokağa ülkeni tanıyabilir misin? Anlayabilir misin sokakta konuşulan o tuhaf dili? Caddeler yabancı tabelalardan geçilmiyor. Küçük Amerika olmuşuz. Acaba oturup ağlar mıydın bu hale ya da giyip çizmelerini önüne gelene, başta başımızdakilere giydirip, çekip silahını alnının ortasından vurur muydun birilerini? Yoksa sadece tükürüp orta yere, hüzünlü gözlerle mezarına geri mi dönerdin? Geleceğimizden umutsuzuz Atam. Onların işine gelenleri düşünmek serbest, diğer düşünceler yasak. Hala düşünceleri için ölenler var Atam, işkenceyle ölenler. İnsanlık onuru ayaklar altında Atam. Millet uzayda şehir kurdu, biz hala toplumsal huzuru kuramadık.
Halkın sorunlarını dinlemekle, çözüm üretmekle görevlendirdiğimiz baştakiler “anamıza” söver oldu Atam. Kendi çıkarları için en yakın dostlarını satan adamlardan başka bir şey beklenmez ya, insan olarak kanımıza dokunuyor be Atam. Bir tek sen kaldın şikayet edebileceğimiz, kusura bakma. Biz tiyatro yaparak ülkemize hizmet üretiyoruz Atam; küçücük tiyatromuzda, BTA’mız da hala idealist düşleri olan içinde az da olsa umut taşıyan insanlarız. Üzerimizdeki bu ölü toprağını atmaya çalışıyoruz. Kendi adımıza epey yol aldık ama biliyoruz gitmemiz gereken daha çok yolumuz var. Yalan söylemeden, kimseyi kandırmadan, kimseye yalakalık yapmadan çalışmak istiyoruz. Dilimizi ve kültürümüzü korumak için mücadele veriyoruz Atam. Senin kuruluşuna ön ayak olduğun Halkevleri gibi Köy Enstitüleri gibi, ha Atam? Köroğlu’yla, Mevlana’yla, Tahir ile Zühre’yle Tonguç’la ülkemizin kültürünü; Jack London’la, Mark Twain’le Steinbeck’le, Sçerdin’le diğerleriyle dünya kültürünü çocuklarımıza ulaştırma yolunda mücadele veriyoruz. Öylece oturup “bakalım ne olacak” diyemiyoruz. Çünkü söyleyecek sözümüz, kavga edecek gücümüz var. 85 metrekare yerde bizi bu kadar delikanlı kılan yüreğimizdeki aşktır. Ukalalık yapmak değil amacımız ama tek bir kişiyi bile olsa, o bir kişiyi yoz karanlıktan çekip almak istiyoruz. Çünkü sahnemizde gözü parlayan çocuklar var... O çocuklar ki çalmasın, kardeşini vurmasın, öğlenlere kadar yatmasın; vefalı olsun, sözünde dursun, delikanlı olsun diye peşinden bu kadar umut askerini gönderiyoruz.Bu uğraş “balıkla Haluk” hikayesi Atam.
Biz Atam, çocuklarımıza bezginliğin, yılgınlığın ve cehaletin tehlikesini anlatan, en azından anlatmaya çabalayan,inanmış, idealist -bir avuç – sıradan insanız. Hiç de az değiliz. Sen de ülkenin kaderini değiştirmeye Samsun’a giderken, Bandırma Vapuru’nda sadece 19 yoldaşının yok muydu yanında? Biz sürekli üretmeyi doğru buluyoruz Atam, sürekli. Yeni yeni hikayeler yazmak istiyoruz. İnsanın insanı ezmediği, sömürmediği hikayeler. Karanlığın efendilerine rahat vermemek için yazmak istiyoruz Atam. Oysa ki ne süpermeniz ne de dünyayı kurtaran adamlar. Biz inanmış, hala umudu olan ve bu umudu yaymaya çalışan bir avuç inanmışız, o kadar… İzindeyiz Atam. Biz senin ve arkadaşlarının “kan pahasına” bize verdiğin ülkenin güneşine inanıyoruz. İzin mizin yok Atam, rahat uyu sen, biz senin izinde, işimizin başındayız. Serkan SATLIK
|
||