ÇOCUK KİTAPLARINI SÖMÜRMEK, ÇOCUĞU SÖMÜRMEKTİR

             (  Çocuk Kitaplarındaki Özensizlik Üzerine)

 

8. yazı - 5 Şubat 2008

        

           Merhabalar! Ben Berk Ay. BTA 3 sınıfı asistanıyım. Bu yazı sitemizde sizlerle paylaşacağım ilk yazım. Bu nedenle çok sevinçliyim.

Kitap düştür...

            Başlarda hangi konuyu ele alacağımı tam olarak bilmiyordum. Düşünürken, aklıma biraz daha küçükken okuduğum kitaplar geldi. Küçük Prens (Antoine de Saint Exupéry), Kırmızı Balon (Albert Lamorisse), Gülibik (Çetin Öner),   Şişkolarla Sıskaların Savaşı ( André Maurois ), Küçük Kara Balık (Samed Behrengi), Fedor Amca (Uspenski), Oliver Twist (Charles Dickens), Tom Sawyer (Mark Twain) gibi. Bunların yanı sıra öğretmenlerimin tavsiyesi ile okuduğum, fakat okuduktan sonra neden bana bu tuhaf şeyleri kitap diye okuttuklarını anlayamadığım kitaplar da aklıma geldi. Burada öğretmenlerimi suçlamak istemiyorum. Ben daha çok onlara dayatılan sistemi ve dayatanları suçluyorum. Çocuk gelecekte sağlam bir karaktere ve düşünceye sahip olmalıdır derler ya; bunun için de özgür düşünceyi yansıtan doğru kitapları nasıl okuyacağımızı kimse söylemez. Özgür düşünce derken; en başta insan olduğunun farkına varmaktan sonra da kendi kararlarını verebilme bilincinden söz ediyorum. Çünkü çocuk kendisine model alabileceği bir büyüğe ihtiyaç duyar. Ama burada yetişkinlerin unutmaması gereken bir şey var bence; çocuk kendisine verildiği kadar çocuktur! Çocuğun ruhunu besleyen güzel duygular verilmelidir ona. Yani aslında hep onun olan ona verilmelidir.

    

                     İşte bizim BTA’mız bu kültürü taşır. BTA’da bizim olması gereken bizimdir yani çocuklarındır. Çocuklar BTA’da her zaman önceliklidir. BTA soran öğrenciden asla korkmaz ve yanıtlamak için elinden geleni yapar. Örneğin; kitap okuma turları düzenler. İçinde seçici ve eğitici kitaplar bulundurur. Bu seçicilik kurucu öğretmenimiz Hayrettin Filiz’in 25 bin civarındaki kitaplığını öğrencileriyle paylaşmasından geldiği gibi, bunu yaparken çocukların ruh sağlığını düşünen asistanların şefkatiyle de doğrudan ilgilidir. Sadece paylaşmakla kalmaz öğretmenlerimiz, bizlere de seçici olmayı öğretirler. Her şey de olduğu gibi kitapta da iyi ve güzel değil de; yararlı ve yararsız nitelikler vardır. Önemli olan okumak için okumak değildir ne de olsa. Önemli olan anlamak için okumaktır. Bunu ayırt edebilen ve kavrayan birey zaten sağlıklı bir okuyucu ve iyi bir gözlemci sayılır. Böyle bir bireyin yetişmesi kolaydır demiyorum. Ama bu oluşumda görev de bizim değil, siz yetişkinlerindir. ‘’Ne ekersen onu biçersin” demişler. Yarın mutsuzluk üretilirse hemen bize kızacağınıza, biraz kendinize dönmelisiniz.

Cin Ali ne kadar seslenir ki bize?...

            Devam etmek gerekirse kitaplara dönmek istiyorum. Cingöz ile Cimcime (Yazarı bilinmiyor), Cingöz ile Camgöz (Yazarı bilinmiyor), Cingöz Koyun (Aziz Sivaslıoğlu) (Neden hep cingöz ya da camgöz olur ki bu kitapların adları?), Küçük Kavalcı ( Hadi Besleyici ), Küçük Kahraman, Küçük Tırtıllar gibi. Böyle kitaplar hangi ruh haliyle yazılabilir? Düşündükçe bir çıkmaza giriyorum. Yaşıtlarımı, küçük kardeşlerimi uyutanların aksine onları uyandırmak geliyor içimden.

Biz sizin sömürü aracınız mıyız?

           Elbette eleştiri ve bilgi sahibi olabilmek için her kitap okunmalıdır! Sanılır ki illa bir amaç için kitap okunur. Bence hayır. İnsanlar işine geleni mi yoksa doğruyu göstereni mi okumalıdır? Tabiî ki doğruyu göstereni diye geçireceksiniz içinizden. Peki insana göre değiştiğini bildiğimiz “doğru” nedir? Bana göre doğru, her zaman aydınlık olandır. Işığın peşinden gidilmeli…

Hayat bu kadar renkli midir?

               Bunların yanı sıra yol gösterici kitapların alt kuşağa aktarımı da çok önemlidir. Örneğin; kitap kapaklarının içerikten farklı olaylar yansıtması ya da kitapla ilgisiz olması, rant için kitap bölümlerinin değiştirilip kısaltılması gibi. Kısaltmalar olabilir fakat uygun şekilde. Bunu işin uzmanları yapmalı, pedagoglar onaylamalıdır. Bu bahsettiğim kitaplar sadece çocuk ve gençlik kitapları da değildir. Ama ne yazık ki bazı yayınların baskılarında bunları görmek mümkündür. Ne yapmalı bilmem ki?

Bizi düşünenler de var...

            Hayrettin Filiz’in bir makalesinde yer verdiği bir düşüncede; ‘’Kitap düzenlenirken, doğal olarak yazarın öznel görünüşünün rotasını izlenecek ve ardı sıra gelen kuşaklara, gelenekle birlikte kendi doğruları da sunulacaktır. Bu da ‘’gerçek ya da gerçeğe yakın durma’’ kaygısını taşıdığından, kitabın özgün çatısı yıkılacaktır.’’ deniyor. Hoca’nın bu savını iyice bir düşünmek gerek.

            Böyle davranmak bir sömürü sayılır. Bana kalırsa da, çocuk kitaplarını sömürmek, çocuğu sömürmektir. Bir çocuğu sömürmek de doğrudan toplumu sömürmektir! Çünkü çocuk gördüğü şeyi anımsar ama bunun analizini yapamaz. İşte bir yetişkinle bir çocuğun arasında ki fark budur bence. Fakat ne yazık ki şimdiki kimi yetişkinler bunu yapamamaktadır. Bu da doğrudan çocuğa etki etmektedir.   

 

   

Çocuk kitabı toplumsal bir örgütlenme aracı da olabilir...

 

             Bize neden bu kadar yükleniyorlar? Bunun cevabını vermek zorundalar bence. Ah keşke elimde olsa da değiştirebilsem bu sistemi. Kendimizi daha iyi hissedebileceğimiz bir sistemi başarabilsek…Böyle düşünen sadece benmişim gibi hissetmek çok kötü bir duygu. Başka hiç kimse böyle düşünmüyordur demiyorum. Eminim ki başkaları da düşünüyordur. Ama toplum olarak bunu hissettiremiyoruz. Sanki yaşamıyoruz. Herkes önüne sunulanla yetiniyor, başka şeylere, hak ettiklerine ulaşmaya çalışmıyorlar. Her şeyi kabulleniyorlar. Hak etseler de etmeseler de… İnsan olduklarını unutuyorlar sanki. Bunu bir hakaret olarak algılamayınız. Amacım bu değil. “Değiştirebilecekler bizleriz” demek istiyorum sadece.

                     Sonuca varmak gerekirse şunu söylemek isterim ki; lütfen çocuk kitaplarına yapılan bu sömürünün farkına varın. Çocukları cahillik çemberi gibi saran bu şeyden kurtarın bir an önce. Bu sistem sürdükçe daralan çember sizin çocuğunuzu da yutar elbet bir gün. Çünkü bunun farkına varacak kişiler yalnızca sizlersiniz. Kurtarın bizi!

            

          Not: Beni her zaman destekleyen Hayrettin Hoca’ma sonsuz teşekkürler. Bana yazmanın ne kadar güzel bir şey olduğunu keşfettirdiği için…  

Berk Ay (BTA 3 Asistanı – Oyuncusu)

.

  

Görüşleriniz için: