Geçmişler Olsun....

4. Yazı - 22.05.2007

Bir tiyatro sezonu daha kapanıyor sevgili BTA'lılar. Acısıyla, tatlısıyla (hatta gönlünün kara yazısıyla!) kahkahası ve gözyaşıyla kayıtlarımıza alıyoruz 2006 - 2007'yi... Asla unutmamak üzere... Seneler hızla geçiyor. Günler dökülen yapraklar gibi düşüyor takvimden. Yürüyoruz, ilerliyoruz ve en çok da "öğreniyoruz". Hayatın geride bıraktığı izleri okumayı öğreniyoruz. Her esen rüzgara kapılmamayı... Sevmeyi, başarmayı, gülmeyi, ağlamayı... "Güven" duygusunun ne kadar önemli olduğunu...

Epey uzun bir süredir "köşebaşında" buluşamadık sizlerle. Yüksek sezon dedik, bireysel koşuşturmalar, tiyatro bayramı, enstitü bayramı, yeni oyunlarımızın prömiyer hazırlıkları, küçük yaş gruplarının oyunları dedik ve ertelendi bir süre yazılarımız. Sonuçta -bir avuç- BTA'lıyız... Biraz gecikme olduysa sanmayın ki ihmaldendir. Tek sorun 24 saatin bize yetmemesindendir. E hesaplayalım bakın yapmamız gerekenleri. Şöyle bir de biz dillendirelim BTA'mızda olup bitenleri.



        Başlıyoruz; süre 24 saat. 1 gün içinde yapılacakların listesi:

 - Önce BTA açılmalı. Bir gün önceden kalan is, pas, kir temizlenmeli. Yaşadığımız ve sevdiğimiz BTA'mız yeni güne taptaze uyanmalı. Seyir altı gezilmeli. Koltuklar silinmeli. Sahne, kulisler, sahne altı süpürülüp paspaslanmalı. Kumanda odası elden geçirilmeli, tuvalet ovulmalı, hocamızın masası görüşmeler için her daim hazır ve düzenli tutulmalı. BTA'mızın fuayesi konuklarımızın rahatça ağırlanabilmesi için hazırlanmalı. (2 saat.)

 - Bardaklar ve BTA'mızın mutfak kısmı elden geçirilmeli. Olası konuklarımız için çay demlenip hazır hale getirilmeli. (1 saat)

 - İnternet sitemize girilip tüm yenilikler güncellenmeli. Yeni yazılar okunup sayfa düzenlemesi yapılmalı. Eleştiriler gözden geçirilmeli. (1 saat)  

- Günlük gazeteler ve köşe yazıları okunmalı. İyi bir BTA'lı , gündemi, ülkesinde ve dünyada olup biteni takip etmeli. Geçmiş, günümüz ve gelecek hakkında bilgi sahibi olmalı. (1 saat)  

- Provalara girilip yeni oyunların çalışmaları yapılmalı. (Günde en az 3 provadan en az 6 saat eder.)

 -Oyun için müzik taranmalı, dinlenmeli. Her zaman en yenisi ve iyisi araştırılmalı, bulunmalı! Çünkü üzerinde BTA mührü olan her oyun bizimdir. Müzik seçkilerimiz de oyunlarımız kadar özeldir. (2 saat)

 - Oyunların dramaturji dosyaları gözden geçirilmeli, araştırılmalı, okunmalı. Dosyalar her zaman güncel olmalı. (1 saat)

 - Oyunlarda kullanılacak teknik için araştırma yapılmalı. Dia için gözler yaşarana kadar resim taranmalı, ışık için araştırma yapılmalı, efekt için bir sürü cd ile boğuşulmalı. (1 saat)

 - Bilet satılmalı. Çünkü dünyanın en iyi oyununu yapsanız bile seyircisiz tiyatro bir hiçtir! İdeallerinizin, düşündüklerinizin insanlara ulaşması gerekir. Sanat paylaştıkça çoğalır. BTA amacına ancak birlikte hareket eden insanlarla ulaşır. (1 saat)

 - Akşamki oyunun hazırlıkları yapılmalı sonra. Bir önceki oyunun dekoru depoya taşınmalı. Depodan da yeni oyunun dekoru getirilmeli. Sırtlar kızarmalı, ayakların altı su toplamalı. (2 saat)

 - Faturalar, banka işlemleri ve bir yığın saçma sapan bürokratik işlerle uğraşılmalı (30 dk.)

 - Vizyondaki filmleri oyunları takip etmeli. Şehrindeki sanat olaylarına kayıtsız kalmamalı (1,5 saat)

 - Gün içinde tüm yaşanan yorgunluk bir kenara atılmalı ve seyirci her zaman güleryüzle karşılanmalı, teşrifatta konuklara yardımcı olunmalı. ( 30 dk.)

 - Oyuncular sahne öncesi bireysel hazırlığını yapmalı. Kostümünü aksesuarlarını hazırlamalı. Makyajını bitirmeli (1 saat)

 - BTA'lı, sahne üstünde kendine ve BTA'ya yakışanı vermeli ( ortalama 1,5 saat)

 - Oyundan sonra toparlanmalı, etrafı düzenleyip eve gitmek için yola koyulmalı. (30 dk.)

 Toplayalım bakalım : 23 saat 30 dakika. Ailelerimiz, sevgililerimiz, arkadaşlarımız, "iş" lerimiz için toplam kalan süre 30 dk'CIK!

                "Amma da yaptın şimdi! Bu işleri yapmak bu kadar uzun mu sürer Emre ?" dediğinizi duyar gibiyim. Kızmayınız... Sonuçta dedim ya: (hep birlik tutuşsak işlere neyse ama...)bu işleri yapan-bir avuç- BTA'lıyız...

    

Çocuklarla çalışmaya bayılıyorum. Onların o saf ve temiz duygularını, pırıltıyla bakan gözlerini, inanmaya hazır yüreklerini, coşkularını seviyorum. Biliyorum ki BTA'mızın geleceği onlar. Ve her gözgöze gelip o pırıltıyı görüşümde yüreğim kabarıyor bir kere daha... BTA çocuklarına inanıyorum... Güveniyorum...

 

  BTA'lı olmak; tüm olumsuzluklara rağmen inandığı yoldan şaşmamak demek bence... Mayası kuvvetli bir oyuncu olmak demek. Gözlemleyen, araştıran... İnsanları inandığı şeye inandırmak demek. (Bunun için neye inandığını iyi bilmek ve gerçekten dört elle sarılmak demek.) Okumak demek. Bilginin sonsuzluğunu keşfetmek ve o okyanusta boğulurcasına boğuşmak demek.

  Güven demek! Güvenmek demek... İnsanlarda güven hissi uyandıran kişiler BTA'dandır ancak! Sözünde durmak,ahlaklı, erdemli olmak ve hayatın hep bir adım önünde durmak bir BTA'lının en öncelikli özellikleridir.

Hoşgörünün unutulduğu günümüzde belki de en çok bu duyguya sarılmalıdır bir BTA'lı... Hoşgörüyle olaylara yaklaşmalı, insanları incitmeden söylemlerini dile getirmelidir. Affetmenin sınırlarını net koymalı ve karşısındakinin bu hassas teraziyle fazla oynamaması gerektiğini iyi ifade etmelidir. Adalet duygusu hassas bir terazidir...

  Gerçek bir BTA'lı bir diğerinin gözüne baktığında ne hissettiğini bilmelidir. Aradan güneş ışığının sızmadığı günleri unutmamalı, eksilenler varsa yerine koymalıdır. Dostluğun renklerini keşfetmeli, yeni güzellikleri hayatına katarak yoluna devam etmelidir.

Nerede olursa olsun ve ne işi yaparsa yapsın "iyi" yapmalıdır BTA'lı. Yeri doldurulamayacak bir boşluk yaratmalıdır yokluğu. Yaşamayı bilmelidir BTA'lı biri. Hayata seyirci kalanlardan değil hayatı yaşayanlardan olmalıdır. Kibar ve temiz olmalıdır... Gezmeli, yeni dünyalar keşfetmeli, yeni insanlar tanımalı ve onlarla iyi ilişkiler kurabilmelidir. Yerinde sayan biri , BTA'lı değildir. Kendine yeni tatlar katarak her geçen gün daha donanımlı olmalıdır ki ardından gelenleri sürükleyebilsin.

"Zor bir iş tiyatro!" Bunu iyice anladım. Asla bir yakınma değil,serzeniş bile değil bu... En çok övgü belki! Her şeye rağmen tiyatro yapabildiğimiz için mutluyuz! Mutluyum! BTA'mızı ayakta tutmak için verdiğimiz savaşın anlamlı olduğunu biliyorum. En önemlisi BTA'ya inanıyorum. Dayatılan tüm bu olumsuzluklara katlanmak için geçerli bir sebebimiz var. Varsın bir avuç kalalım... Varsın işleri ‘bir avuç' BTA'lı yaparken, diğerleri "sadece" alkışları paylaşsın. Varsın olsun ... Yeter ki BTA'mız sağ olsun!

"Bir sonraki sezonda" görüşmek üzere...BTA bir dağdır , yüceliği içindeki binlerce yürekten gelir.

Saygılarımla

Emre İpor

BTA Oyuncusu - Yönetmeni - Müzisyeni

 

Görüşleriniz için :