Açıklama: C:\wwwroot\yazilar\hf\hf30\hf30ek\btawebsitesitemelsayfa.jpg

 

DÜNYADA VE TÜRKİYEDE 1 MAYISIN KISA TARİHÇESİ

1. BÖLÜM; DÜNYADA 1 MAYISIN KISA TARİHÇESİ

Açıklama: C:\wwwroot\yazilar\hf\1 Mayıs 1. Bölüm\DSCN8615.JPG

 

            Ana Britannica Ansiklopedisinde 1 Mayısla ilgili olarak şu satırlar yazılıdır: Ortaçağda ve günümüzde Avrupada geleneksel ilkbahar kutlamalarının yapıldığı gün; bütün dünya işçilerinin birlik, dayanışma ve mücadelesini simgeleyen bayram günü 1 Mayısta düzenlenene ilkbahar kutlamalarının Hristiyanlık öncesi tarım ayinlerinden doğduğu sanılmaktadır. Yerel uygulamalar büyük farklılıklar göstermekle birlikte, bunlarda genellikle alay halinde yeşil dallar ve çelenkler taşınır, Mayıs kralı ve kraliçesi seçilir, Mayıs ağacı ya da Mayıs Sırığı dikilirdi.”…


            Biz bu üç aşamalı yazımızda ne Mayıs Sırığından ne de May
ıs kraliçesinden söz etmeyeceğiz. Biz, bütün dünyanın neredeyse 123 yıldır kutladığı uğruna nice kişinin öldüğü bir günden, işçi sınıfıyla sermayedar burjuvazi ya da başka deyişle kapitalizm arasındaki savaşımın sembolü olan günden; 1 Mayıs işçi sınıfının uluslararası birlik ve mücadele gününden ve tarihçesinden söz edeceğiz.

 

Açıklama: C:\wwwroot\yazilar\hf\1 Mayıs 1. Bölüm\2.JPG

 


            Bilindiği üzere 1850
lerin ortalarından sonra gelişen batı toplumlarında ekonomik değişim yanında sosyal ve kültürel değişmeleri de getirir. Sanayi devrimiyle birçok Asya ve Afrika ülkesinin sömürülmesi batılı ülkelerde güçlü bir sermaye kesimini ortaya çıkarır. Sanayinin içine girdiği hızlı büyüme süreci de bu ülkelerde yoğun bir işçileşme süreci doğurur. Dolayısıyla; çıkarları, yaşam biçimleri ve değerleri farklı iki ayrı sınıf ortaya çıkar. Süreç, sömürme üzerine dayandığından, çok kısa zamanda tek amaç sermaye kesiminin kar etmesi haline gelir ve kapitalizm denen bir ekonomik işleyişle tanışır dünya Kapitalizmin yükselişi iki ayrı çıkar grubunu oluşturan işçi sınıfıyla burjuva sınıfının ayrı ideolojik görüşler etrafında toplanmalarına yol açar. Bu gelişmeler sırasında fabrika ve atölyeler birer zulüm merkezlerine dönüşür. Sermaye sınıfının kar hırsına kurban edilen işçiler, insan vücudunun ve ruhunun kaldıramayacağı şartlara mahkum edilirler. İşte bu şartlar sosyalizm, anarşizm, nihilizm gibi sermaye sınıfı karşıtı görüş ve ütopyalarla, inkar ve başkaldırı ideolojilerini ortaya çıkarır.


*
1 Mayıs 8 saatlik iş günü mücadelesinden doğdu


            1992
de Hak İş Genel eEğitim Sekreteri olan Salim Uslunun hazırladığı Bütün Yönleriyle 1 Mayıs adlı kitapçıkta; en ciddi 8 saatlik işgünü kavgası İngilterede yaşanmıştır deniyor. Şimdi bu süreci özetleyelim Sermaye sınıfının 1770de işçiler için yaptıkları şartnamede ideal işyerlerindeki işçilerin iş günü 12 saat olarak belirlenmişti. İşçilerin, insanlık dışı emek sömürüsüne karşı verdikleri savaşım 1803 ile 1833 yılları arasında 5 ayrı iş yasası çıkmasına neden olur. Ancak İngiliz parlamentosu gerekli ödeneği ayırmaz ve bu iş yasalarının hiç biri uygulanamadan yürürlükten kalkar. Aynı yıl, yani 1833 yılında bu kez fabrika yasası adında bir yasa çıkarılır. Bu yasaya göre, iş günü saatleri, sabah 5,5 akşam 8,5 olmak üzere 15 saat olarak belirlenir. 13 18 yaş arasındakiler 12 saat, 9 13 yaş arasındakilerse 8 saat çalışacaklardır. Yani sermayedar 9 yaşındaki çocuğun emeğine bile göz dikmiştir. Bu dönemde bazı sermaye sınıfı temsilcileri, çalışan emekçi sınıfın desteğini almak için parlamentoda sabit 10 saatlik iş günü vaadinde bulunmaya başlarlar. Uzaktan olumlu gibi görülen bu teklif; en az 10 saati garanti altına alınmış ucuz ve devamlı işgücünün sigortasıydı aslında. 1 Mayıs 1848de bu teklif İngilterede yasalaşır. Buna karşı sermaye sınıfının tepkileri de gecikmez. 10 ayrı karşı yasayla bu olumlu girişim boğulmaya çalışılır. Gerekçeleri çok geçerlidir: Büyük Britanyanın kalkınıp güçlenmesi ve hep büyük kalması gerek. Bu sürtüşme on beş yıl kadar sürer. Birçok fabrikada olaylar olur. 1863te 10 saatlik iş günü yasası tüm işkollarında uygulansa da, bu sıradan ve özelliksiz gibi görünen protestoların gürültüsü Avrupaya, Amerikaya ulaşmışlığıyla bir ateşleyici görevi görür.

 

Açıklama: C:\wwwroot\yazilar\hf\1 Mayıs 1. Bölüm\22.JPG

 


            Oysaki ne Avrupa, ne Amerika; 1 Mayıs’ın ilk k
ıvılcımı, 21 Nisan 1856da Avustralyalı işçilerin, daha iyi bir gelir, daha insanca yaşam koşulları ve 8 saatlik iş günü talepleriyle başlattıkları genel grevde tutuşmuştur. Genel grev bir günlük iş bırakmayla sınırlıdır. Ancak kararlı bir ifade vardır bu tavırda: hedefe ulaşıncaya kadar her yıl aynı tarihte iş bırakılacaktır. Yani başka deyişle ilk bilinçli işçi örgütlenmesi gerçekleşmektedir.

 

Açıklama: C:\wwwroot\yazilar\hf\1 Mayıs 1. Bölüm\32.JPG

 


            1866 yılına gelindiğinde, bu bilinç uluslararası bir boyut kazanır ve 1. Enternasyonal adıyla bir işçi temsilcileri buluşması gerçekleştirilir. Cenevrede toplanm
ıştır 1. Enternasyonal. Kongrede bir karar alınır. Bütün ülkelerin işçilerini 8 saatlik iş günü için mücadeleye çağıran bu karar bir dilekten öteye gidemez. 

Açıklama: C:\wwwroot\yazilar\hf\1 Mayıs 1. Bölüm\1.JPG

 


            1886 yılında, 1. Enternasyonalden 20 yıl sonra aynı girişim Amerikada ki i
şçi örgütlerince yeniden gündeme taşınır. 8 saatlik iş günü talebi neredeyse insanca çalışmanın sembolü haline gelmiştir çünkü.

 

Açıklama: C:\wwwroot\yazilar\hf\1 Mayıs 1. Bölüm\Haymarket\21.JPG

 


            Tam da 1 Mayıs günü, 350.000 işçinin katıldığı ülke çapında bir genel grev başlatılır Amerikada. Bulu
şma yeri Chicagodur. Genel grev sürerken, üçüncü gün yani 3 Mayıs 1886da, polis grevci işçilere ateş açarak dört kişiyi öldürür. Genel grevin anarşist liderlerinden August Spies, bu olayın ardından işçileri silahlı direnişe çağırır. Ertesi gün işçiler Chicago kentinin Haymarket meydanında toplanırlar. Polis de aynı yerde önlemini almış, silahlanmıştır. Polis, mitingin olaysız dağılmasına ramak kala işçilere saldırır. Bu ara polislerin üzerine bir bomba atılır. 7 ölü alanda kalır. Birisi de çocuktur bu ölülerin. Bir provokasyon olduğu kesin olan bu olaydan sonra, aralarında Spiesın da bulunduğu 8 anarşist işçi lideri tutuklanır

 

Açıklama: C:\wwwroot\yazilar\hf\1 Mayıs 1. Bölüm\Haymarket\33.JPG

 


            Tarihe Haymarket Olayı diye geçen bu olaya daha yakından bakalım şimdi. Amerikalı yazar ve tarih profesörü, Martin Duberman’ın
Haymarket: 1 Mayıs’ın Romanı” adıyla yazdığı romanın (Agora Kitaplığı, 2. Baskı, Nisan 2004, Çev: Mehmet Harmancı) 255 ve 256. sayfalarında bakın olay nasıl anlatılıyor:

 

   …   180 kişilik polis ekibi Fielden son sözlerini söylerken meydana girdi. Ne kadar iğrenç olursa olsun, her hayvan üzerine basılmasına karşı direnir diye bağırıyordu. “İnsanlar salyangozlardan ve solucanlardan daha mı aşağılıktır?


            Bonfield ile yardımcısı Yüzbaşı Ward, doğruca Fielden’ın konu
ştuğu arabaya yürüdüler. Ward yüksek sesle, Illinois eyaleti halkı adına derhal ve sükûnetle dağılmanızı emrediyorum! diye seslendi. Ama biz zaten sakiniz dedi Fielden. Ward emrini bu kez daha yüksek sesle tekrarladı. Pekala, dağılalım dedi Fielden. Zaten dağılmak üzereydik.


            Fielden arabadan indi. Ayağını yere bastığı anda başı üstünden hışırdayarak ve hafif bir patırtıyla geçen bir nesne polis saflarının tam önüne düştü, büyük bir gürültüyle patladı; Mathias Degan adındaki memur anında ölürken, sekiz onu da ağır yaralandı ve çevredeki camlar kırıldı.

 

Açıklama: C:\wwwroot\yazilar\hf\1 Mayıs 1. Bölüm\Haymarket\29.JPG

 


            Bir anlık şaşkın bir sessizlikten sonra polisler toplanıp kalabalığa ateş etmeye başladılar. Gürültü o kadar fazlaydı ki, bazıları top kullanıldığını sanmıştı. Spies konuşmacı arabasından inerken bir memur tabancasını onun sırtına nişanladı. Göz ucuyla durumu gören Spice’ın karde
şi Henry tabancayı patladığı anda kavradı ve kasıklarına yediği bir kurşunla yere serildi. Olup bitenin farkında olmayan Spies, paniğe kapılmış olarak kalabalığın arkasından itmesiyle oradan uzaklaştı.


            Çığlıklar ve iniltiler arasında insanlar kurşun ve cop yağmurundan kurtulmak için dört bir yana kaçıyorlar, onlar ara sokaklara girdikçe arkalarından koşan polisler de dört bir yana ateş ediyorlardı. Bir tek tabancayla yetinmeyen Bonfield, düşmüş bir polisin silahını da alarak iki elle ateş etmeye başladı. Desplaines Karakolundan isyan alarmı verilince kentin her yanından polis arabaları meydana doğru yola çıkmıştı. Birkaç dakika sonra polisler Haymarketi saran
üç bloğu ablukaya aldılar ve gördükleri herkesi acımasızca coplamaya koyuldular.

 

Açıklama: C:\wwwroot\yazilar\hf\1 Mayıs 1. Bölüm\Haymarket\22.JPG

 


            İnleyen yaralılar sokağa serilmiş yatıyorlar, kıpırdayacak gücü olanlar sürünerek yakındaki dükkânlara erişmeye çalışıyorlardı; bazıları, arkadaşlarının çekerek sürükledikleri ara sokaklarda kaybolmuşlardı. Halsted ve Madison sokaklarının köşesindeki bir dükkanda küçük bir çocuk kan kaybından öldü. Olaydan sonraki haftalarda yedi memur ve sivil, aldıkları yaralardan dolayı öleceklerdi ve ağır yaralı sayısı da yüzü aşacaktı. Bütün olay beş dakika içinde olup bitmişti.



            Haymarket olayından sonra, kamuoyunda
Chicago Sekizleri diye anılmaya başlanan işçi liderleri, sermaye sınıfını ve patronları çok kızdırmıştır. Onlara göre asılmaları için her şey yapılmalıdır. Çünkü onların asılması, sesini yükselten işçi sınıfına bir ders vermek anlamına gelmektedir aslında Sanıldığı kadar kolay olmaz bu iş. Bir buçuk yıl kadar süren mahkeme her ne kadar önyargılıysa da sözüm ona adalet adına bir insanlık dersi verir kapitalizmin maşaları. Oysaki Spies’ın felsefesi çok nettir: “… çok kitap okuduğum doğru. Ama onlar kafamı cevaplardan çok sorularla doldurdular. Eğer temel bir felsefem varsa, şudur sanırım: Hayatın amacı, onun keyfini çıkarmaktır. Ve başka insanların da hayatın keyfini çıkarmalarını sağlamak. Böylesine alçakgönüllü düşünen bir anarşist idam kararını soğukkanlılıkla karşılamış ama inceden bir düş kırıklığını da hissettirmiştir: Bu büyük ülkenin halkı özgür ifadenin boğulmasından memnunsa benim şikayet etmem neye yarar ki?

 

Açıklama: C:\wwwroot\yazilar\hf\1 Mayıs 1. Bölüm\Haymarket\32.JPG

 


            Spies olanı biteni huzurla karşılıyor gibi görünse de Louis Lingg sözünü esirgememektedir:
Konuştuğum yüz binlerce kişinin sözlerimi hatırlayacağından o kadar eminim ki, darağacında mutlu öleceğim. Bizi astığınız zaman, işte onlar, esas o zaman bomba atmaya başlayacaklar! Bunu umut ederek size şunu söylüyorum: sizlerden nefret ediyorum. Sizin düzeninizden, yasalarınızdan, kaba kuvvetle desteklenen otoritenizden nefret ediyorum. Beni bunun için asın!
(Not; Louis Lingg asılmadı. İdam edilmeden bir gün önce hücresinde, içine barut döşenmiş purosunu ağzında patlatarak intihar etti. Öldüğünde henüz 22 yaşındaydı.)

 

Açıklama: C:\wwwroot\yazilar\hf\1 Mayıs 1. Bölüm\Haymarket\31.JPG

 


            Bu arada taraflı gazeteler gerilimi sürekli kışkırtıyorlardı:
Kenti yakacaklardı, Gerekirse Chicagonun her sokak lambasına bir işçi asarız”… Ya da; Bombayı ha onlar attı, ha başkası önemli değil. Ortalığı birbirine kattılar ya, Kana kan!


            Bütün bu olana bitene karşın işçi sınıfından yana olanlar, suçsuzların serbest bırakılması için kampanyalar yapıyorlardı. Olay çoktan Amerikanın d
ışına taşmıştı. Örneğin İngiltereden çekilen ve idam kararının hafifletilmesini isteyen bir telgrafta, Oscar Wilde, George Bernard Shaw ve Friedrich Engelsin imzaları vardı Ama hayır, bu idamlar yapılacak ve işçi sınıfına haddi bildirilecekti. Kapitalizm kan isterken; sekizlerden biri olan işçi lideri Albert Parsons karısına yazdığı bir mektupta; iyimserlikten yoksun kimseler asla toplumsal reformcu olamazlar. Onlar hiçbir şeyin daha iyiye gidebileceğine inanmazlar. Kötümserlik, ikimiz için de kabul edilemez diyordu.

 

Açıklama: C:\wwwroot\yazilar\hf\1 Mayıs 1. Bölüm\Haymarket\35.JPG

 


            Parsons, 3 Mayıs 1877
de tutmaya başladığı günlüğüne düştüğü notla aslında 1 Mayıs mücadelesini başlattığını bilmiyordu ama düştüğü notla ait olduğu sınıfın ve düşmanın psikolojisini çok iyi tanımlıyordu: “…bizim gibi çalışan insanların hayatları çoğunlukla yazılmaz; hikayelerimiz ve mücadelemiz bir sonraki kuşağa ya da ders kitaplarına aktarılmaz. Tekelci sermaye ekonomiyi olduğu kadar tarihi de kontrol ediyor. Bu günlüğü elimden geldiğince dürüst tutmayı amaçladığımdan, henüz başlarken, boş bir gurura da sahip olduğumu itiraf etmek isterim, bu günlük benim adımı geleceğe taşımaya yardımcı olacak çünkü. Zaten hiç kimse bir iz bırakmadan bu dünyadan göçüp gitmek istemez.


            İşçi liderleri neredeyse 17 ay yargılandılar. Sonuç olarak 11 Kasım 1887
de infaz edildiler. Bu noktada bir ayrıntıyı açıklamakta fayda var. Liderlerden Samuel Fielden ve Michael Schwab’ın idam cezaları, ömür boyu hapse çevrildi. Çünkü bu iki lider özür dilekçesi vermişlerdi yargıya. Louis Lingg hücresinde intihar etti. Geriye kalan beş liderden August Spies (özür dilekçesi verse dahi), Albert Parsons, George Engel ve Adolph Fischer idam edilirken Oscar Neebe 15 yıl ağır hapis cezası aldı.

 

Açıklama: C:\wwwroot\yazilar\hf\1 Mayıs 1. Bölüm\Haymarket\25.JPG

 


            Geride son derece hazin mektuplar bırakan ilk 1 Mayıs ölülerinden, örnek olması adına Parsonsun
çocuklarına yazdığı son mektuptan bir alıntı yapmak istiyorum.

Cook County Hapishanesi / Chicago 9 Kasım 1887
Çok sevgili çocuklarım, bu kelimeleri yazarken, adlarınızın üstüne gözyaşlarım damlıyor Sevdiklerimiz için yaşamakla gösteririz sevgimizi ve gerektiğinde sevdiklerimiz için ölmekle de gösteririz sevgimizi. Benim hayatımı ve doğal olmayan haksız ölümümü başkalarından öğreneceksiniz. Babanız özgürlük ve mutluluk uğruna gönüllü olarak canın vermiş bir kurbandır. Size miras olarak şerefli bir ad ve yapılmış bir görev bırakıyorum Elveda yavrularım.
Elbette ki kolay olmayacaktı. Ancak yüz seneden fazladır süren bu sınıf çekişmesi, Parsonsun g
ünlüğünde notladığı gibi, egemen sınıfın tarihi de kontrol etmesinden olacak unutturulmaya çalışıldı. Ancak Chicago sekizlerinin mahkemede haykırdığı sesler hala dipdiri, hala kulaklarımızda

 

Açıklama: C:\wwwroot\yazilar\hf\1 Mayıs 1. Bölüm\Haymarket\23.JPG

 


Parsons -       
ben suçsuzum. Eğer asılırsam, cani olduğumdan değil, sosyalist olduğumdan asılacağım. Haymarkete bomba attığımdan değil Illinois halkı, kendisini gönüllü olarak yetkililere sunmuş *(Not; Parsons suçsuz olduğuna inandığından karakola giderek kendisi teslim olmuştu) bir suçsuzun asılması karşısında susmayı göze alırsa, ben de savunduğum fikirler ve davam uğruna asılmayı göze alabilirim Hayır, özür dilekçesini imzalamayacağım. Bu Lingg, Engel ve Fischer’ın aleyhine olabilir. Sayıyı azaltmamalıyız! Spies, Fielden ve Schwab imzaladılar. Ben kendimi Lingg, Engel ve Fischerdan ayrı tutup imzayı atarsam, benim idam hükmüm değiştirilecek, bu durumda diğerleri mutlaka asılacaklar. Onların kaderi, benim de kaderimdir. Benim onları kurtarma şansım binde bir bile değil ama, arkadaşlarımın ölümden kurtulma ihtimali varsa, bu ancak benim de onların yanında olmamla mümkün olur.


Spies -            
bu mahkemenin ve devleti temsil etmesi gereken halkın önünde, eyalet başsavcısını ve Chicago polis müdür Bonfield’ı cinayet işlemek üzere uydurma bir dava tezgâhlamakla suçluyorum Bir gün gelecek, sessizliğimiz bugün boğduğunuz seslerimizden daha güçlü olacak.

 

Açıklama: C:\wwwroot\yazilar\hf\1 Mayıs 1. Bölüm\Haymarket\37.JPG


Schwab -       
idealizmimizin bu yıl ya da gelecek yıl gerçekleşmeyeceğini biliyorum ama mümkün olduğu kadar yakın bir gelecekte gerçekleşeceğini o kadar inanıyorum ki...

 

Açıklama: C:\wwwroot\yazilar\hf\1 Mayıs 1. Bölüm\Haymarket\36.JPG


Fischer -        
…ölüme mahkûm edilmemi protesto ediyorum. Çünkü cinayet işlemedim. Ancak sosyalist olmam sebebiyle öleceksem bir sözüm yok.

 

Açıklama: C:\wwwroot\yazilar\hf\1 Mayıs 1. Bölüm\Haymarket\27.JPG

 


Fielden -        
bir yanım var ki öldüremezsiniz.

 

Açıklama: C:\wwwroot\yazilar\hf\1 Mayıs 1. Bölüm\Haymarket\26.JPG

 


Engel -           
hakları yalnız ayrıcalıklı sınıflara göre ayarlayan ve işçilere hiç hak tanımayan hükümete karşı kim saygı duyabilir? Böyle bir hükümete saygım yok benim.

 

Açıklama: C:\wwwroot\yazilar\hf\1 Mayıs 1. Bölüm\Haymarket\24.JPG

 


Lingg -          
Bizden kimse bomba atmadı. Bizi astığınız zaman, işte onlar, esas o zaman bomba atmaya başlayacaklar.

 

Açıklama: C:\wwwroot\yazilar\hf\1 Mayıs 1. Bölüm\Haymarket\30.JPG

 


Neebe -          
evet, işlediğim suçlar şunlar: evimde bir tabanca ve bir bayrak buldular. İş saatinin azaltılması ve işçilerin eğitilmesinden yanayım. Çok üzgünüm sayın yargıç, yani mümkünse, yapabilirseniz yapmanızı rica edeceğim yani beni de asın. Çünkü yavaş yavaş ölmektense, ansızın öldürülmek daha şereflidir.

 

Açıklama: C:\wwwroot\yazilar\hf\1 Mayıs 1. Bölüm\Haymarket\34.JPG

 


            Chicago sekizleri neyin fitilini ateşlediğini bilmeden öldüler. Dünya işçilerinde biriken nefret, tüm baskılara ve eziyetlere karşı birbirlerine daha da yaklaşmalarına neden oldu. Bu ölümler ve
ders verme zavallılığı”, Amerikan işçi sınıfını yıldırmadı. 1890 yılının 1 Mayıs’ında büyük bir genel grev daha örgütlendi.

 

Açıklama: C:\wwwroot\yazilar\hf\1 Mayıs 1. Bölüm\Haymarket\28.JPG

 


            Bu arada 1889 yılının Temmuz ayında, (14
21 Temmuz) dünyanın belli başlı işçi örgütlerinden 400 temsilci Pariste toplandı. Bu 2. Enternasyonalin 1. Kongresi olarak tarihe geçti. Kapitalizmle girişilen mücadelede tutulacak yollar konuşulurken, iş gününün kısaltılması için mücadele de gündeme geldi. Bu gündemde bir Fransız sosyalisti, Bordeauxlu işçi Lavigne, Avustralya ve Amerikalı işçilerin benimseyip uyguladığı genel grev eylemini dünya çapında yaygınlaştırmayı önerdi. Paris Kongresi bir yıl sonra tüm dünyada 8 saatlik işgünü için ortak bir eylem örgütlenmesini kararlaştırdı. Bunun üstüne Amerikan İşçi Federasyonu Temsilcisi sendikacı Gompers, kararlaştırılan bu eylemin 1890 yılının 1 Mayıs gününe rastlatılarak, Haymarket buluşmasını ve Chicago Sekizlerinin verdiği ölümüne mücadeleyi unutturmamayı, bu günün Birlik ve Dayanışma Günü” olmasını önerdi; bu öneri de kabul edildi. Aslında kabul edilen, 1 Mayıs 1886daki Amerikan işçilerinin; 8 saat iş, 8 saat uyku, 8 saat canımız ne isterse sloganıyla genel grev yaptıkları Chicago buluşmasının tarihe sabitlenmesiydi.

 

Açıklama: C:\wwwroot\yazilar\hf\1 Mayıs 1. Bölüm\23.JPG

 


            1 Mayıs böylece uluslararası bir kimlik kazanmış oldu ve ilk kez 1890
da Amerikada kutlandı.

 

Açıklama: C:\wwwroot\yazilar\hf\1 Mayıs 1. Bölüm\68.JPG

 


*
Bütün ülkelerin işçileri birleşin!


            Bilimsel sosyalizmin iki kurucu liderinden biri olan Friedrich Engels,
Komünist Manifesto nun 1890 Almanca baskısının önsözünde ilk 1 Mayıs için şöyle yazar:


           
Bütün ülkelerin işçileri birleşin! Bu sözü, 42 sene önce, tüm dünyaya haykırdığımızda (Not; Manifesto ilk kez 1848de yayınlanmıştı) çok az yanıt gelmişti. Ama 28 Eylül 1864te batı Avrupa ülkelerinin çoğunluğunun proleterleri zafer dolu anılarıyla, Uluslararası İşçi Birliğinde birleştiler. Enternasyonal ancak dokuz yıl yaşadı gerçi. Ama onun kurduğu tüm ülkelerin işçilerinin edebi birliğinin hala hayatta olduğuna ve her zamankinden daha güçlü hayatta olduğuna, bu günden daha iyi bir kanıt yoktur. Çünkü şu satırları yazdığım bugün, Avrupa ve Amerika proleteryası, ilk kez harekete geçen kavga güçlerinin geçidini yapmakta Tek bir ordu olarak, tek bir bayrak altında ve en yakın tek bir hedefe yönelik; sekiz saatlik işgünü hedefine. Ve bugünün seyri, kapitalistlerin ve tüm ülkelerin proleterlerinin gerçekten birleştiğini gösterecektir. Ah keşke Marxda yanımda olsa, bunu kendi gözleriyle görseydi!

 

Açıklama: C:\wwwroot\yazilar\hf\1 Mayıs 1. Bölüm\4.JPG

 


            1890 uluslararası genel grev eylemine karar veren ve bu eylemi örgütleme sorumluluğunu üstlenen 1889 Paris Kongresi, sonradan 2. Enternasyonal adını alacak olan örgütlenmenin kuruluş tarihi olarak kabul edilir. 8 saatlik işgünü talebinin işçi sınıfının uluslararası çapta mücadele birliğine hayat vermesi sayesinde, o günden beri 1 Mayıs işçi sınıfının uluslararası birlik ve mücadele günü olarak anılır.

 

Açıklama: C:\wwwroot\yazilar\hf\1 Mayıs 1. Bölüm\58.JPG

 


            Bu bölümü kapatmadan; Hamburg barikatlarında öldürülüp, lağıma atılan tarihin en ünlü kadın sosyalistlerinden Rosa Luxemburgun, ilk 1 Mayıs eyleminden 4 yıl sonra yazdığı yazıdan bir alıntı yapalım:
“… Kongre tüm ülkelerin işçilerinin 1 Mayıs 1890da, 8 saatlik işgünü için hep birlikte gösteriler yapmasını kararlaştırdı. Kimse bu kutlamanın daha sonraki yıllarda da tekrarlanmasından söz etmedi. Doğal olarak kimse, bu düşüncenin bir şimşeğin çakışı gibi başarı kazanacağını ve işçi sınıfları tarafından kısa zamanda benimseneceğini önceden kestiremezdi. Bununla birlikte, 1 Mayıs’ın her yıl kutlanacak sürekli bir kurum haline getirilmesinin gerekliliğini herkesin kavraması ve benimsemesi için, 1 Mayıs’ın yalnızca bir kez kutlanması yetti.

 

Açıklama: C:\wwwroot\yazilar\hf\1 Mayıs 1. Bölüm\67.JPG

 


            İlk 1 Mayısta 8 saatlik i
şgününün uygulanması talep edildi. Ama bu hedefe ulaşıldıktan sonra da, 1 Mayıs’ın kutlanmasına son verilmedi. İşçilerin burjuvazi ve hakim sınıf karşısındaki mücadelesi devam ettiği ve tüm talepleri karşılanmadığı sürece, 1 Mayıs işçi sınıfının bu taleplerinin her yıl dile getirildiği gün olacaktır. Daha iyi günler doğduğunda da, büyük olasılıkla insanlık o zaman da 1 Mayıs’ı geçmişte verilen zorlu mücadelelerin ve çekilen acıların anısına yine kutlayacaktır.


            Bir sonraki yazımızda, Türkiyede ki 1 Mayıs’ın k
ısa tarihçesini anlatacağız.

1. BÖLÜMÜN SONU