MERHABA

25.09.2005

Yaşasın! Yıllardır içimde ukte olan bir şeyi daha gerçekleştiriyorum. Yazmak! Yazmak! Duygularımı, düşüncelerimi, içimde kopan fırtınaları, dellenmelerimi, bu kadar da olmazlarımı, şöyle de olabilir mi lerimi yazarak birileriyle paylaşmak. Hep düşlediğim birşeydi. Yaşasın. Artık ben yazıyorum ve sizler de beni okuyorsunuz. Bu harika bir duygu.

Yıllarca günlük tuttum. (Denemedinizse hemen başlayın derim.) Cilt cilt defterlere taşıdım o küçücük kocaman dünyamı. Kah sıradan bir insan, kah içi içine sığmayan, kendimi mucize addeden bir insan oldum. Beceriksiz şiirlerime güldüm. En özel dizeleri benden önce keşfeden şairlere hınç duydum. Söyleşilerimi denemelerimi sevdim. Ve şimdi benim de bir köşem var. Köşeyi kaptım! Sizlerleyim.

Tiyatrodan konuşuruz tabii. Beni içine çeken o başdöndürücü heyecanlardan, projelerden, provalardan, alkışlardan. Evet her şeyden konuşuruz insana dair. Hani insanı, insana insanla anlatan o güzel sanattan.

Merhaba insanlar! Ben Sevil Filiz. BTA anne. BTA' lı gençlerin Sevil Ablası. BTA oyunlarının amansız eleştirmeni, BTA asistan ve yönetmenlerinin korkulu rüyası. Biraz bankacı, en çok öğretmen ve yüzlerce çocuğu olan ayrıcalıklı bir anne!

BTA' ya gelince; masal şöyle başladı. Tiyatro eğitimi almış, tiyatrodan başka yaptığı hiçbir işte mutlu olamayan Hayrettin Filiz bir düş kurmuş bir gün. Devlet tiyatrolarının türlü türlü hesaplaşmalarla boğuştuğu, kocaman kocaman özel tiyatroların ekonomik sıkıntılarla perdelerini kapattığı günlerin yaşandığı bir ülkede kurtuluşun çocuklarda gençlerde olduğuna inanarak, “mahalle arasında kahvehane birahane olur da çocuk tiyatrosu olmaz mı” demiş. Çok okumuş, çok kafa yormuş, çok araştırmış, çok yazmış. Ve öyle çok inanmış ki bu düşüne hani Simyacı' da diyordu ya sen bir şeyi çok istersen bütün evren onun gerçekleşmesi için elbirliği eder diye öyle de olmuş. BTA kurulmuş.

Evet sevgili dostlar; BTA bir düşün gerçek oluşu, bir kültür hareketidir. Bilimsel Tiyatro Atölyesi'nin kuruluş hikayesi ve süregelen çalışmaları “daha iyi bir dünya” özleminin ağlaşıp sızlanmadan çözüm üreterek, tezin antitezinin sunularak hayata geçirilebileceğinin bir göstergesidir.

“Bir gider bin geliriz” diyen H. Hüseyin baba gibi inanmanın, inandırmanın ve başarmanın gönencidir. Küçücük bir salonda, eski bir Rus gemisinden sökülüp getirilen koltuklarıyla, ışığıyla, müziğiyle, dekoruyla, en çok da sahnedeki inanmış coşkulu oyuncularıyla size yeni kapılar aralayan bir kumpanya.

Yazarını, yönetmenini, asistanlarını ve teknik ekibini kendi içinden çıkaran, mütevazi görüntüsünün ardında güçlü ihtiraslar saklayan; eğitimin ve bilimin gücüne inanan bir tiyatro grubudur BTA.

Çok okuyan, sorgulayan, çağdaş insan olmanın gereklerini bilen ve kendisi gibi düşünmeyenlere hoşgörüsünü eksik etmeyen gençler.

Bugün susacak mıyız yarın ağlamak için? Hayır susmayacağız. Yok olup giden değerlerimize bakıp ahlayıp oflamayacağız. Üreteceğiz. Deneyeceğiz. “Ulusal değerlerini tanımayan çocuk evrensel değerleri de benimseyemez” diyoruz. Gençlerimize, kendilerine dayatılan yaşam tarzının dışında seçenekler sunmalı, onların ufkunu genişletmeli onlara iyi rehberler olmalıyız diyoruz.

Manifestomuzu okuyun, oyunlarımızı izleyin, BTA'lılarla tanışın.

Yazılarıma eleştiriler, karşı görüşler ve öneriler de isterim unutmayın.

2005 / 2006 sezonunu 24.09.2005 Cumartesi akşamı 20:30'da Hayrettin Filiz' in Steinbeck'den uyarladığı BTA-1 oyuncularının rol aldığı “Fareler ve İnsanlar” oyunu ile açıyoruz ve hepinizi BTA'ya bekliyoruz.

Şimdilik Hoşçakalın.

 

Sevil Filiz

E-mail : sevilfiliz@hotmail.com - bta@btasahnesi.net